8 Temmuz 2010 Perşembe

MİRAÇ VE İSRA HADİSESİ VE MİRAÇ KANDİLİ


Fikret UÇAR Hoca'nın Makalesi:

MİRAÇ VE İSRA HADİSESİ VE MİRAÇ KANDİLİ

8 Temmuz 2010 Perşembeyi Cuma’ya bağlayan gece Miraç Kandilidir. Miraç, Arapçada merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek manalarına gelir. Hz. Peygamber (S.A.V.)' in göğe yükselerek, Allah'ın huzuruna kabul edilmesi, yani Miraç olayı hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşmiştir.

Kadir gecesinden sonra en feyizli ve bereketin coştuğu mübarek bir gecedir.
Miraç, beşeri duygu ve hislerden, ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye yükseliştir. Resulullahın (S.A.V.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir ufuktur.

Miraç, aklın durup, imanın başladığı yerdir. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Bu ilahî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

“Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Şüphesiz ki, O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi)

Miracın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semanın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır.

Miraç, Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.

Peygamber Aleyhisselam Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksâ'ya yarın ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi.

Orada bütün peygamberler kendisini karşılayıp Miracını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekât namaz kıldırdı, bir hutbe okudu. Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallâk Taşının üzerinden Miraca yükseldi.

Hz. Peygamber, Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Miraç’la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail A.S. ile birlikte yükseliş Sidretü'l Münteha'ya kadar sürdü.

Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek, Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah-u Teala(C.C.)’nın huzuruna kabul edildi.

Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.

Hz. Peygamber (S.A.V.) ertesi günü Miraç olayını ashabına anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak, Hz. Peygamber (S.A.V.)'i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı Müslümanları da etkileyerek, şüpheye düşürdü.

Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Mekke'ye gelmekte olan bir kervanın nerede olduğu ve Mescidin kaç kapısı, kaç penceresi var, gibi sorular sorarak Hz. Peygamber (S.A.V.)'i sınadılar.

Resulullah hepsine cevap verirken, Hazret-i Ebu Bekir, “Öyledir ya Resulallah, aynen öyledir” derdi. Çünkü Hazret-i Ebu Bekir, tüccardı, Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı iyi biliyordu. Kâfirlerin kendileri de oraları çok iyi biliyorlardı. Bu bakımdan kâfirler, “Yanlış söylüyorsun” diyemiyorlar, inat için dahi olsa, Resulullah’ın cevaplarını inkâr edemiyorlardı. Resulullah Efendimiz(S.A.V.), edebinden, hayâsından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı.

Mescid-i Aksa’nın kaç penceresi olduğunu bilmiyordu. Daha sonra bu olayı şöyle anlattı. Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Sorduklarını görmemiştim. Kureyş beni yalanlayınca, o anda Cebrail Aleyhisselam, Mescid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi. Sorularına hemen cevap veriyordum. Hz. Peygamber(S.A.V.)'in verdiği bilgilerin doğruluğu Müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Miraç olayı inatlarını ve düşmanlıklarını daha da artırdı. Hz. Ebu Bekir(R.A.), bu olayı soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur" cevabını vermişti. Bu tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekir, Hz. Peygamber(S.A.V.)'ce "Sıddîk" lakabıyla onurlandırıldı.

Miraç hediyesi şunlardır:

1- Beş vakit namaz ki, aslında mükâfat itibarıyla elli vakit ibadettir. Efendimiz sanki Miraç’taki ilahi lezzeti tadınca, o imkânın, kendi kabiliyetleri nispetinde müminlere de verilmesi için niyazda bulunmuş ve niyazı kabul edilerek, o kapı müminler için de bir ölçüde açık bırakılmıştır. Bu gerçeği de, “Namaz, müminlerin miracıdır” diye ilân buyurmuştur.

Sahabe-i Kiram Efendilerimiz, namazı, imandan sonraki en önemli bir esas kabul etmiş ve onu gaye ölçüsünde bir vesile seviyesinde görmüşlerdir. "İnsan ile küfür arasında sadece namaz ya da namazı terk vardır" demişlerdir.

Evet, onlara göre, küfürle insan arasındaki biricik perde, namazın kılınması veya kılınmamasıdır. Namaz kılınmazsa, o perde kalkar aradan. İnsanın öbür tarafa, tehlikeli bölgeye geçmiş olma ihtimali hâsıl olur. Düşmüş ve kapaklanmış olma ihtimali belirir. İşte namaz o kadar önemlidir.

2- Şirk koşmayanların ebedî olarak Cehennem’de kalmayıp, eninde sonunda Cennet’e girecekleri müjdesi.

3- Bakara Suresi’nin son iki ayeti (Amenerrasulü). Bu son iki ayet, Cibrîl-i Emin vasıtasıyla nâzil olmamış, Resûlullah Efendimiz bunları Miraç gecesinde vasıtasız olarak işitmiştir.

Bundan dolayı Bakara Suresi, Medine devrinde nazil olmuştur, ancak o takdirde bu iki âyet müstesna olarak daha önce nazil olmuş demektir.

4- Tahiyyât duası. Miraç’ta Allahu Teâlâ ile Resulullah (S.A.V.) arasında geçen bir ulvî konuşmanın, Tahiyyat duası şeklinde kutlu bir hatıra olarak, müminlere bırakıldığı kitaplarımızda yer alır. Efendimiz tarafından öğretildiği kesin olan bu mübarek duanın, Miraç gibi mümini yükselttiği aşikârdır.

5- Melekleri, Cennet’i ve Allah(C.C.)’ın Cemali’ni gördü. Efendimiz (S.A.V.), iman esaslarının hakikatlerini göz ile görüp, melekleri, Cennet’i, âhireti, hatta Cenâb-ı Hakk’ı göz ile müşahede etti.

Miraç Gecesinde Sadık bir Kul Olarak, Neler Yapabiliriz?

Beş vakit namazın bu gecede geldiğini düşünüp, namazla Miraç hadisesini hatırlamalı ve her namazla adeta Miraç’ı yaşamalıyız. Bakara Suresi’nin son ayetlerindeki dualarda olduğu gibi Allah’a tüm kalbiyle içtenlikle dua etmeli, elimizden geliyorsa Kur’an’ı hatmetmeli veya en azından bir miktarını okumalıyız.

Küstürdüklerimizden helallik almalıyız, annemizin, babamızın ellerini öpüp, ihtiyaçlarını karşılamalı, onları memnun etmeliyiz. İyiliğini gördüğümüz insanlara karşı vefalı davranmaya söz vermeliyiz.

Günahlarımızı affettirebilmemiz için bir taraftan sadakalar vermeli, bir taraftan da, bir daha işlememek üzere günahlarımıza tövbe istiğfar etmeliyiz.

Ölmüşlerimiz adına hayırlar yaparak, sadakalar vererek ve Fatihalar okuyarak onları anmalıyız.

Küçüklere şefkatli, büyüklere hürmetli davranmalı, kimseyi incitmemeliyiz.

Âlimlere saygıda kusur etmemeli, ilim meclislerine koşup giderek, sohbeti dinlenebilecek âlimlerin derslerine katılmalı, ilimle ve çalışmakla cehaletin, didişmenin ve fakirliğin belini kırmalıyız.

Beş vakit namazı hayatın gayesi bilmeli, bu geceden itibaren onu asla bırakmayacağımıza söz vermeli ve bolca nefis muhasebesi yapmalıyız.

Ayrıca bu gecenin feyiz ve bereketinden istifade etmek için Camilere koşulmalı, vaaz, mevlid, ilahiler ve Kur’an dinlenmeli, mümkünse Tesbih Namazı kılınmalıdır.

Miraç gecesi Yatsı namazından sonra 12 rekât Hacet namazı kılınabilir. Her rekâtta Fatiha’dan sonra 10 İhlâs-ı Şerif okunur. Namaza:

“Ya Rabbi! Rıza-i Şerifin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek, muhabbetin ile müşerref kıldığın Resul-i Zişan Efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V.) hürmetine ben aciz kulunu afvı ilahine, feyzi ilahine ve rıza-ı ilahine mazhar eyle” diye niyet edilmeli.

Namazdan sonra aşağıdaki gibi tesbih çekilebilir:

4 Fatiha-i şerife 100 defa
Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâh’l-aliyyil-azıym.
100 İstiğfarı Şerif

100 Salevâtı şerife okunup, duâ yapılır.

Bu namazda İhlâslar 100 defa okunursa veya bu namaz 100 rekât olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü’min huzuru ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Miraç gecesinden sonraki gün, oruç tutulup öğle ile ikindi arasında 4 rekât namaz kılınabilir. Her rekâtta Fatiha’dan sonra 5 Âyetül kürsi, 5 Kâfirun, 5 İhlâs-ı Şerif, 5 Felak, 5 Nas sûreleri okunur.

Miraç kandilinizi en samimi duygularla tebrik eder, sağlık ve mutluluk dolu günler geçirmenizi yüce Mevlâ’mızdan niyaz ederim.

Allah’a emanet olun.

Fikret UÇAR
fikrethoca61@hotmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder